Endometriozis (Çikolata Kisti) Nedir

Endometriozis (Çikolata Kisti) Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Endometriozis, rahim içini döşeyen endometrium hücrelerinin rahim dışına yerleşmesiyle oluşan kronik, inflamatuar bir hastalıktır.

En sık yumurtalıklar, fallop tüpleri ve karın zarı gibi pelvik organları etkiler. Bu odaklarda biriken dokular, adet döngüsü boyunca hormonlara yanıt verir. Ancak dışarı atılamadığı için kanama, iltihaplanma ve yapışıklıklara neden olur. Yumurtalık içinde birikmiş eski kan, “çikolata kisti” (endometrioma) adını alır. Bu durum genellikle ağrılı adet dönemleri, kısırlık ve kronik pelvik ağrı ile seyreder.

Modern jinekoloji, endometriozisi yalnızca bir üreme sistemi bozukluğu olarak değil, sistemik etkiler yaratan karmaşık bir hastalık olarak tanımlar. Kadın sağlığı üzerindeki etkisi derindir ve doğru yönetilmediğinde yaşam kalitesini belirgin ölçüde düşürür.

Endometriozis Nedir ve Vücutta Nasıl Gelişir?

Endometriozis, rahim içi dokusuna benzeyen hücrelerin rahim dışında büyümesidir. Bu hücreler en sık olarak yumurtalıklara, fallop tüplerine, rahim arkasına ve bağırsak çevresine yerleşir. Doku her adet döngüsünde hormonlara tepki verir ve kanar. Ancak vücut dışına atılamadığı için bölgede iltihap, yara dokusu ve yapışıklık oluşur.

Gelişim Mekanizması

Endometriozisin gelişim süreci, aşağıdaki üç mekanizma ile açıklanır:

  1. Retrograd Menstrüasyon (Geriye Doğru Adet Kanaması):
    Adet kanı, fallop tüplerinden karın boşluğuna geçer. Bu kanla taşınan endometrium hücreleri karın zarı üzerine yerleşir.

  2. Koelomik Metaplazi:
    Karın zarındaki hücreler, endometrium benzeri hücrelere dönüşür. Bu teori özellikle adolesanlarda ve regl olmayan kızlarda gözlemlenen endometriozisi açıklar.

  3. Lenfatik ve Hematolojik Yayılım:
    Endometrial hücreler lenf veya kan yoluyla vücudun uzak bölgelerine taşınır. Akciğerde veya beyin zarında tespit edilen endometriozis vakaları bu mekanizma ile açıklanır.

Hücre Davranışı

Endometriozis odakları, normal endometriumdan farklıdır. Bu hücreler:

  • Hormonlara daha hassastır

  • Apoptozdan (programlı hücre ölümü) kaçınır

  • Doku içine invaziv şekilde büyür

  • Kronik inflamasyon üretir

Bu patolojik davranış biçimi, hastalığın ilerlemesine, doku hasarına ve kronik ağrıya yol açar. Aynı zamanda immün sistemin hastalığı temizlemesini zorlaştırır.

Mikroskobik Görünüm

Endometriozis odaklarında:

ÖzellikAçıklama
Stromal hücrelerEndometrial yapı içerir, hormonlara duyarlıdır
Hemosiderin yüklü makrofajlarKan sızıntısı ve iltihap sonucu ortaya çıkar
FibrozisZamanla sert dokuya dönüşüm görülür

Endometriozis yalnızca lokal doku büyümesi değildir. Bağışıklık sistemi, hormonal yanıt ve genetik yatkınlık gibi sistemik faktörlerle iç içe bir patoloji oluşturur.

Çikolata Kisti ile Endometriozis Arasında Fark Var mı?

Çikolata Kisti ile Endometriozis Arasında Fark Var mı

Çikolata kisti, endometriozis hastalığının yumurtalıklarda oluşturduğu özel bir kistik lezyondur. Yani çikolata kisti, endometriozisin bir tür sonucudur; ikisi aynı şey değildir.

Çikolata Kisti (Endometrioma) Nedir?

Çikolata kisti, endometriozis odaklarının yumurtalık dokusu içinde gelişmesiyle oluşur. Bu odakta biriken adet kanı zamanla oksitlenir ve kahverengi, yoğun bir sıvıya dönüşür. Bu görüntü, erimiş çikolataya benzediği için bu isimle anılır.

Çikolata Kistinin Özellikleri

ÖzellikDeğer / Açıklama
LokalizasyonGenellikle tek ya da iki yumurtalıkta
İçerikEski, oksitlenmiş, koyu renkli sıvı
ÇapıGenellikle 2–10 cm arasında değişir
Histolojik yapıEndometrial stroma ve gland içerir
Komplikasyon riskiYumurtalık rezervini azaltabilir, kısırlığa neden olur

Çikolata Kisti – Endometriozis İlişkisi Nasıl Kurulur?

Endometriozis, birçok organda farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Çikolata kisti, bu tabloda sadece yumurtalıklara özgü bir formdur.

  • Her çikolata kisti endometriozis kökenlidir.

  • Ancak her endometriozis hastasında çikolata kisti bulunmaz.

Çikolata Kisti Tanısı Endometriozisi Otomatik Olarak Gösterir mi?

Evet, çikolata kisti tanısı alan her bireyde endometriozis vardır. Çünkü bu kist türü endometriozis olmadan gelişemez. Ancak bazı endometriozis vakalarında kist oluşmaz. Bu tür hastalarda lezyonlar düz, küçük ya da yapışık odaklar şeklinde dağılmış olabilir.

Endometriozis Hangi Organları Etkiler?

Endometriozis, sadece rahim çevresini değil, çok sayıda pelvik ve nadiren ekstra-pelvik organı da etkiler. Hastalık yaygın olarak karın içinde yerleşse de dolaşım sistemi üzerinden uzak bölgelere ulaşabilir. Etkilenen organ, semptomları ve tedavi planını doğrudan belirler.

Pelvik Organlar Üzerindeki Etkisi

Endometriozis vakalarının %90’ından fazlası pelvik bölgede sınırlıdır. Bu alanlarda gelişen lezyonlar, hem adet düzenini hem de doğurganlığı etkiler.

En Sık Etkilenen Pelvik Yapılar

Organ / DokuEtkilenme Nedeni ve Sonuçları
YumurtalıklarEndometrioma (çikolata kisti) oluşumu, rezerv azalması
Fallop tüpleriTıkanma, yapışıklık, embriyo geçişinin bozulması
Uterus çevresiAğrılı adet (dismenore), kasılma hassasiyeti
Douglas boşluğuDerin pelvik ağrı, cinsel ilişki sırasında ağrı
MesaneSık idrara çıkma, idrarda kan, ağrılı işeme
Rektum / sigmoid kolonKabızlık, ağrılı dışkılama, bağırsakta kanama

Pelvik bölgede doku yapışıklıkları sık görülür. Bu durum organların hareket kabiliyetini azaltır ve kronik ağrının en büyük nedenidir.

Ekstra-Pelvik (Pelvis Dışı) Etkilenmeler

Endometriozis bazı vakalarda pelvik sınırların ötesine geçer. Bu nadir formlar genellikle atipik belirtilerle ortaya çıkar.

Pelvis Dışında Görülen Endometriozis Alanları

  • Diyafram ve akciğerler: Göğüs ağrısı, regl döneminde nefes darlığı, hemoptizi (öksürükle kan)

  • Beyin zarı (meninks): Nörolojik semptomlar, regl döneminde baş ağrısı atakları

  • Cerrahi skar dokuları (sezaryen kesisi vb.): Ciltte regl döneminde ağrılı şişlik, morarma

  • Karın duvarı: Adet döneminde kas ağrısı ve cilt altında nodüller

Bu alanlarda hastalık genellikle lenfatik ve hematolojik yayılım ile oluşur. Tanı daha zordur ve genellikle gecikir.

Endometriozisin Organlar Üzerindeki Fonksiyonel Etkileri

  • Doğurganlık kaybı: Fallop tüplerindeki tıkanıklık ve yumurtalık rezervinin düşmesi

  • Boşaltım sistemi bozuklukları: Mesane ya da bağırsaklarda kısıtlanmış hareket

  • Nörolojik etkiler: Sinir ucu yakınındaki lezyonlarda yayılan bacak ve bel ağrısı

  • Kronik ağrı sendromu: Yapışıklık ve inflamasyon kaynaklı kalıcı ağrı

Endometriozis Kimlerde Daha Sık Görülür?

Endometriozis, özellikle doğurganlık çağındaki kadınlarda ortaya çıkan kronik bir jinekolojik hastalıktır. Tanısı genellikle 25–35 yaş arasında konulur. Ancak doku yerleşimi adölesan dönemde başlar. Hastalık genetik yatkınlık, bağışıklık sistemi zayıflığı ve hormonal dengesizlikle doğrudan ilişkilidir.

Endometriozis hastalarında öne çıkan demografik ve fizyolojik risk grupları aşağıdaki gibidir:

Genetik Yatkınlığı Olan Kadınlar

Ailesinde endometriozis öyküsü bulunan kadınlarda görülme riski 5 ila 7 kat daha fazladır. Özellikle birinci derece akrabalarında tanı konmuş bireyler, benzer yaş aralığında semptom göstermeye başlar. Bu durum, hastalığın poligenik geçişle ilişkili olduğunu gösterir.

Doğurganlık Çağındaki Kadınlar

Östrojen üretiminin yüksek olduğu 18–45 yaş aralığı, hastalığın aktif olduğu dönemdir. Endometriozis östrojen bağımlı bir hastalıktır. Ergenlikte başlar, menopozda genellikle geriler. Hormonal aktivitenin yüksekliği, odakların büyümesini tetikler.

Adet Döngüsü Özellikleri Risk Belirler

Aşağıdaki menstrual özelliklere sahip bireylerde hastalık daha sık görülür:

  • Kısa aralıklarla regl olanlar (≤ 27 gün)

  • Adet süresi 7 günden uzun olanlar

  • İlk adeti 11 yaşından önce görenler

  • Yoğun adet kanaması yaşayanlar

Bu özellikler, pelvik boşluğa daha fazla endometrial hücre taşınmasına neden olur. Retrograd menstruasyon riski artar.

İmmün Sistemi Zayıf Olan Kadınlar

Bağışıklık sistemi yeterince güçlü olmayan bireylerde endometrial hücreler vücut tarafından yok edilemez. Bu da hücrelerin karın zarına yapışmasına ve çoğalmasına zemin hazırlar.

Gebe Kalmamış Kadınlar

Doğum yapmamış ya da hiç gebe kalmamış bireylerde endometriozis riski belirgin ölçüde artar. Bunun nedeni, adet döngüsünün kesintisiz şekilde devam etmesi ve hormon maruziyetinin uzun sürmesidir.

Çevresel Etkenlere Maruz Kalan Kadınlar

Endüstriyel kimyasallara (özellikle dioksin gibi çevresel toksinlere) maruz kalan kadınlarda endometriozis prevalansı yüksektir. Bu maddeler, hormon yapısını bozarak hastalığın gelişimine katkı sağlar.

Toplumsal Gözlemler ve Klinik Veriler

Risk FaktörüEndometriozis Görülme Sıklığı (%)
Genetik yatkınlık (birinci derece akraba)%50’ye kadar
Doğurganlık çağındaki kadınlar%10-15 arası
Kısırlık şikayeti olan kadınlar%30-50 arası
Kronik pelvik ağrısı olanlar%40-60 arası

Risk grupları tanımlandıkça, erken tanı oranları artar. Özellikle adet düzeni değişik olan genç bireylerin düzenli jinekolojik kontrol yaptırması önerilir.

Endometriozisin En Yaygın Belirtileri Nelerdir?

Endometriozisin en belirgin belirtisi, adet dönemlerinde şiddetli pelvik ağrıdır. Ancak hastalık sadece ağrıyla sınırlı değildir. Bağlı olduğu dokuya göre belirtiler değişir. Semptomlar genellikle zamanla ilerler ve kronikleşir. Erken tanı konmadığında yaşam kalitesi ciddi şekilde düşer.

1. Şiddetli Adet Ağrısı (Dismenore)

Endometriozisli kadınların %70'inde adet sancısı günlük yaşamı engelleyecek düzeydedir. Ağrı genellikle kasıklarda, belde ve rektum çevresinde hissedilir. Tipik özellikler:

  • Ağrı regl öncesinde başlar, regl boyunca sürer

  • Sırta ve bacağa yayılır

  • Ağrı kesiciye yanıt vermez veya kısa süreli rahatlama sağlar

Bu ağrıya neden olan mekanizma, endometriozis odaklarının regl döneminde kanayıp çevre dokularda enflamasyona yol açmasıdır.

2. Cinsel İlişki Sırasında Ağrı (Disparoni)

Vajinal ilişki sırasında ağrı genellikle derin bölgelerde hissedilir. Endometriozis odakları rahmin arka kısmına veya Douglas boşluğuna yerleştiğinde bu belirti görülür. Özellikle ilişki sonrası karın alt bölgesinde sızı tarzında ağrı yaygındır.

3. Kronik Pelvik Ağrı

Pelvik ağrı adet dönemi dışında da devam ediyorsa bu durum endometriozisin ilerlediğini gösterir. Yapışıklıklar nedeniyle pelvik organların hareket kabiliyeti kısıtlanır. Bu ağrı:

  • Sürekli ve donuk karakterde olabilir

  • Ani pozisyon değişimlerinde artar

  • İdrar torbası veya rektum doluyken şiddetlenir

4. Kısırlık (İnfertilite)

Endometriozisli kadınların %30 ila %50’sinde gebe kalamama problemi vardır. Bu sorun şu yollarla oluşur:

  • Tüplerde tıkanıklık

  • Yumurtalık rezervinin azalması

  • Rahim içi yapının bozulması

  • Embriyonun tutunmasını engelleyen iltihabi ortam

Tedavi edilmemiş endometriozis, doğurganlığı kalıcı olarak etkileyebilir.

5. Düzensiz ve Yoğun Adet Kanaması

Hastalığın rahim duvarını ya da çevresindeki damar yapılarını etkilemesiyle birlikte:

  • Regl süreleri uzar

  • Ara kanamalar olur

  • Kanama miktarı artar

Bu belirti özellikle endometrial dokunun rahim kas tabakasına (adenomyozis) yayılması durumunda sık görülür.

6. Bağırsak ve Mesane Şikayetleri

Bağırsak ya da mesaneye yerleşen odaklar şu belirtileri oluşturur:

  • Ağrılı dışkılama (özellikle regl döneminde)

  • Kabızlık veya ishal atakları

  • İdrarda kanama

  • Mesane doluluk hissi ve sık idrara çıkma

Özellikle sabahları artan rektal ağrı veya idrar yaparken yanma endometriozisin bu bölgelere yayıldığını gösterir.

Yaygın Belirtilerin Özet Tablosu

BelirtiGörülme Sıklığı (%)Etkilediği Sistem
Şiddetli adet ağrısı%70–80Üreme sistemi, sinir sistemi
Cinsel ilişki sırasında ağrı%40–50Pelvik yapı, bağ dokusu
Kronik pelvik ağrı%60–70Kas, sinir, bağ dokusu
Kısırlık%30–50Tüp, yumurtalık, rahim
Düzensiz kanama%20–30Rahim içi ve damar yapıları
Bağırsak ve mesane şikayetleri%10–20Gastrointestinal ve üriner sistem

Endometriozis semptomları kişiden kişiye değişir. Ancak düzenli aralıklarla tekrarlayan şiddetli ağrı, bu hastalığın en güçlü sinyalidir.

Endometriozis Adet Düzenini Nasıl Etkiler?

Endometriozis, adet döngüsünü doğrudan etkileyen bir hastalıktır. Hormonal yanıt veren endometrial benzeri dokular, rahim dışında da aynı şekilde davranır. Ancak bu dokular dışarı atılamadığı için her adet döngüsünde inflamasyon, kanama ve doku hasarı oluşur.

Adet düzeni, bu patolojik süreçten hem süresel hem de yapısal olarak etkilenir. Regl kanamaları daha yoğun, uzun ve ağrılı hale gelir. Adet döngüsü kısalabilir ya da ara kanamalar ortaya çıkabilir.

Hastaların çoğunda adet kanaması süresi uzar. Normalde 3–5 gün süren regl dönemi, endometriozisli bireylerde 7 günü aşabilir. Bu uzama, rahim çevresindeki inflamasyonun geç çözülmesiyle ilişkilidir. Aynı zamanda pıhtılı ve koyu renkli kanamalar daha yaygındır.

Adetler arasında düzensiz kanamalar da sık görülür. Bu kanamalar genellikle yumurtalıkta gelişen endometrioma (çikolata kisti) ya da rahim kasına yayılan lezyonlardan kaynaklanır. Bu durum, “miyom benzeri” bir tabloyla karıştırılabilir.

Endometriozisli hastalarda hormonal denge bozulduğu için ovülasyon (yumurtlama) da etkilenir. Bu, hem siklusların düzensizleşmesine hem de doğurganlık sorunlarına neden olur. Ovülasyonun baskılanması, bazı regl dönemlerinin atlanmasına veya gecikmesine yol açabilir.

Adet döngüsündeki bozulma, endometriozisin tanısında önemli bir klinik ipucudur. Adetin süresinde, miktarında veya düzeninde görülen her değişiklik, altında yatan sistemik bir süreci işaret eder. Bu nedenle bu tür belirtiler hafife alınmamalı ve jinekolojik değerlendirme geciktirilmemelidir.

Endometriozis Cinsel Yaşamı Nasıl Etkiler?

Endometriozis, cinsel ilişki sırasında ağrıya neden olan en yaygın jinekolojik hastalıktır. Bu ağrıya tıpta disparoni adı verilir. Özellikle derin penetrasyon sırasında hissedilen ağrı, endometriozisli bireylerde oldukça yaygındır.

Bu durumun temel nedeni, endometriozis odaklarının vajinanın arka kısmına, rahim arkasına ya da Douglas boşluğuna yerleşmesidir. Bu bölgeler ilişki sırasında mekanik olarak uyarıldığında inflamasyon ve yapışıklık kaynaklı ağrı oluşur. Ağrının tipi genellikle keskin, batıcı ya da bıçak saplanır tarzda tarif edilir.

Cinsel ilişki sonrası uzun süren kasık ağrısı da yaygındır. Bu ağrı, rahim ve çevresindeki dokularda oluşan mikroskobik kanamalar ve sinir uçlarının hassaslaşmasıyla ilişkilidir. Özellikle lezyonların sinir dokusuna yakın olduğu olgularda ağrı şiddeti artar.

Endometriozise bağlı ağrı sadece fiziksel değildir. Zamanla bu ağrılar beklenti kaygısı oluşturur ve cinsellik bir stres kaynağına dönüşür. Bu da çiftler arasında duygusal mesafe, cinsel isteksizlik ve performans sorunlarına neden olur. Bu etki psikolojik değil, doğrudan hastalığın nörolojik ve inflamatuar etkilerinden kaynaklanır.

Endometriozisin cinsel yaşam üzerindeki etkileri hafife alınamaz. Bu sorun tıbbi müdahaleye açık, tedavi edilebilir bir tablodur. Gerek tıbbi tedavilerle gerek pelvik taban fizyoterapisi ve danışmanlık hizmetleriyle bu tür şikayetler azaltılabilir.

Endometriozis Kısırlığa Neden Olur mu?

Evet, endometriozis kısırlığa neden olur. Kadın infertilitesinin en yaygın nedenlerinden biridir. Endometriozisli kadınların yaklaşık %30 ila %50’si gebe kalmakta zorluk yaşar. Bu etki, hastalığın evresine ve etkilenen anatomik bölgelere bağlı olarak değişir.

Yumurtalıkları etkileyen endometriozis, yumurta rezervini azaltır. Yumurtalıklarda gelişen çikolata kistleri, sağlıklı folikül gelişimini engeller. Aynı zamanda bu kistler, yumurtalık dokusunda hasara yol açarak ovülasyon sürecini bozar.

Fallop tüplerine yerleşen endometriozis odakları, tüplerin yapısını bozar. Bu durum, döllenmiş yumurtanın rahme ulaşmasını engeller. Ayrıca tüplerin hareketliliği azalır, bu da embriyonun geçişini olumsuz etkiler.

Endometriozis rahim çevresinde yapışıklık oluşturduğunda, rahim anatomisi bozulur. Bu da embriyonun rahme tutunmasını zorlaştırır. Ayrıca pelvik bölgede sürekli inflamasyon, embriyonun gelişmesi için gerekli olan sağlıklı ortamı ortadan kaldırır.

Hastalık, bağışıklık sistemini de etkiler. Rahim içi bağışıklık hücreleri, embriyonun tutunmasını engelleyici şekilde davranabilir. Bu durum, erken dönem düşüklerin veya tutunamayan gebeliklerin nedeni olabilir.

Endometriozisli bireylerde kısırlık oluşsa da bu durum her hasta için geçerli değildir. Hafif endometriozisi olan birçok kadın doğal yollarla hamile kalabilir. Ancak şikayetleri olan, uzun süredir gebelik elde edemeyen bireylerde hastalık şiddeti değerlendirilmelidir.

Endometriozis Tanısı Nasıl Konur?

Endometriozis tanısı klinik değerlendirme, görüntüleme ve gerekirse cerrahi yöntemlerle konur. Ancak bu hastalıkta tanı süreci genellikle geç işler, çünkü belirtiler başka hastalıklarla karıştırılabilir.

Tanı ilk olarak hastanın şikayetlerini dikkatli dinlemekle başlar. Şiddetli adet ağrısı, ilişki sırasında ağrı, kronik kasık ağrısı ve kısırlık öyküsü, doktor için uyarı işaretidir. Özellikle ağrının her regl döneminde tekrarlaması önemli bir ipucudur.

Jinekolojik muayene, endometriozis odaklarının fiziksel olarak hissedilmesini sağlayabilir. Vajina arka duvarında hassasiyet, rahim hareketlerinde ağrı ya da ele gelen kistik yapıların varlığı muayene sırasında tespit edilebilir.

Ultrasonografi, tanıda en sık kullanılan ilk basamak görüntüleme yöntemidir. Özellikle yumurtalıklarda gelişen çikolata kistleri (endometrioma) transvajinal ultrason ile kolaylıkla görülür. Ancak bağırsak ya da rahim arkasına yerleşmiş odaklar her zaman bu yöntemle tespit edilemez.

Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR), derin yerleşimli endometriozis lezyonlarının görüntülenmesinde daha hassastır. Özellikle rektum, mesane ya da bağırsağa tutulum varsa MR tercih edilir.

Kesin tanı için laparoskopi gerekebilir. Bu, karın bölgesine küçük bir kesiyle kamera yerleştirilerek yapılan bir cerrahi işlemdir. Doktor, karın içini doğrudan gözlemleyerek lezyonları saptar ve aynı seansta biyopsi alabilir. Biyopsi sonucunda alınan dokunun patolojik incelemesi, tanıyı kesinleştirir.

Tanıda kullanılan testler şunlardır:

  • Transvajinal ultrasonografi: Yumurtalık kistlerini gösterir

  • Pelvik MR: Derin endometriozis odaklarını tespit eder

  • Laparoskopi + biyopsi: Kesin tanı koydurur

  • CA-125 kan testi: Yükselmiş olabilir ama tanı koydurmaz

Endometriozis tanısı zamanında konmazsa hastalık ilerler ve daha fazla organa yayılır. Bu nedenle belirtiler başladığında tanı süreci geciktirilmeden başlatılmalıdır.

Endometriozis Nasıl Tedavi Edilir?

Endometriozis tedavisi, hastalığın yaygınlığına, hastanın yaşı, çocuk sahibi olma isteği ve şikayetlerin şiddetine göre belirlenir. Tek bir tedavi yöntemi yoktur. Tedavi planı genellikle medikal ve cerrahi seçeneklerin kombinasyonuna dayanır.

İlk aşamada ağrıyı kontrol altına almak hedeflenir. Bunun için kullanılan en temel ilaç grubu, **non-steroid anti-inflamatuar ilaçlar (NSAID'ler)**dir. Bu ilaçlar prostaglandin üretimini azaltarak adet ağrılarını kontrol altına alır.

Hormonal tedavi, endometriozis odaklarının büyümesini baskılamak için kullanılır. Hormonlar, adet döngüsünü durdurarak ya da yumurtlamayı engelleyerek endometrial dokuların uyarılmasını azaltır. En sık kullanılan hormon tedavileri:

  • Kombine doğum kontrol hapları

  • Progesteron türevleri (oral, iğne veya rahim içi sistem)

  • GnRH agonistleri (hormonal baskılama sağlayan güçlü ilaçlar)

  • Aromataz inhibitörleri (östrojen üretimini baskılar)

Hormonal tedavi genellikle semptomatik rahatlama sağlar ancak hastalığı tamamen ortadan kaldırmaz. Özellikle çocuk sahibi olmak isteyen kadınlar için yeterli bir çözüm değildir.

Cerrahi tedavi, medikal tedaviye yanıt vermeyen olgularda veya doğurganlık planı olan hastalarda tercih edilir. Laparoskopik cerrahi ile:

  • Endometriozis odakları çıkarılır

  • Çikolata kistleri temizlenir

  • Organlar arası yapışıklıklar açılır

Cerrahi sonrası hormon tedavisiyle hastalığın tekrarı önlenmeye çalışılır. Ancak endometriozisin nüks etme riski yüksektir. Özellikle çikolata kisti olan kadınlarda 5 yıl içinde tekrar oluşma oranı %40’a kadar çıkabilir.

Doğurganlık tedavisi gereken hastalarda, tüp bebek (IVF) gibi yardımcı üreme teknikleri uygulanabilir. Endometriozisin neden olduğu tıkanıklık veya yumurta kalitesindeki düşüş bu yöntemlerle aşılabilir.

Ağrı yönetimi, hormon baskılama, cerrahi müdahale ve doğurganlık desteği birlikte planlanmalıdır. Endometriozis, bireye özel, çok katmanlı bir tedavi süreci gerektirir.

Yorum Yapın

Email adresiniz yayınlanmayacak.