Hematokrit (HCT) Nedir, Hamilelikte Tedavisi Var mı?
RANDEVU TALEP ET

ONLINE RANDEVU

*Saat 19.00’ dan sonraki online randevu talepleriniz için tarafınıza saat 09.00’ dan sonra geri dönüş yapılacaktır.

 

Randevu İçin Hemen Arayın!

Hematokrit (HCT) Nedir, Hamilelikte Tedavisi Var mı?

Hematokrit (HCT) Nedir, Hamilelikte Tedavisi Var mı?

İnsan kanı, çoğunlukla dört ana bileşenden oluşur. Bunlar; plazma, kırmızı kan hücreleri, beyaz kan hücreleri ve trombosit adı verilen renksiz kan hücreleridir. Hematokrit adı verilen test, kan örneğini bileşenlerine ayırmak için kullanılır. Çok fazla veya çok az miktarda anormal seviyedeki kırmızı kan hücreleri, birçok hastalığın erken bir göstergesidir. Bu nedenle, özellikle hamilelik döneminde fiziksel muayenenin bir parçası olarak kan tetkikleri istendiğinde, mutlaka hematokrit seviyesi de kontrol edilmelidir.

Hematokrit (HCT) nedir?

Kırmızı kan hücrelerinin hacminin toplam kan miktarına oranına hematokrit denir. Aynı zamanda kan miktarını santrifüjleme ile ölçmek için kullanılan ekipmanın da adıdır. Kısaca HCT olarak bilinir ve tam kan sayımının bir parçası olarak çeşitli nedenlerle talep edilebilir.

Kan, hücre ve plazma karışımıdır. Hematokrit, hücrelerden yapılan kan oranının bir ölçümüdür. Değer, kandaki hücrelerin bir kısmı olarak ifade edilir. Örneğin; 0.40’lık bir HCT değeri, 100 mililitre kanda 40 mililitre hücre olduğu anlamına gelir. Normal hematokrit değerleri yeni doğan bebeklerde %42-60, yetişkin erkeklerde %42-52, yetişkin kadınlarda ise %35-47 oranlarındadır.

Hematokrit ölçümü nasıl yapılır?

Hematokrit ölçümü öncesinde herhangi bir hazırlık yapılmasına gerek yoktur. Bazı durumlarda açlık veya tokluk istenilebilir.

Hematokrit ölçümü için kan numunesi gereklidir. Bunun için, bir sağlık uzmanı tarafından koldaki damar içerisine yerleştirilen iğneyle test tüpü ya da flakona bir miktar kan alınır.  Çocuklar için bu numune parmak delinmesiyle, yenidoğanlarda ise topuk kanıyla elde edilebilir. İğne esnasında kısa süreli acı ve rahatsızlık hissedilebilir, hassas ciltlerde bir miktar morarma olabilir. Alınan kan, laboratuvarda tetkik edilir.

Hematokrit, santrifüjleme yöntemi ile manuel olarak ölçülebilir. Mikrohematokrit tüpü adı verilen, ince bir kılcal tüp kanla doldurulur ve kapatılır. Tüp, yaklaşık beş dakika boyunca santrifüjlenir. Kırmızı kan hücreleri (RBC) en fazla ağırlığa sahiptir ve tüpün dibine çöker. Beyaz kan hücreleri (WBC) ve trombositler, kırmızı kan hücreleri ve plazma arasında ince bir katman oluşturur; sıvı plazma en üste çıkar. Kırmızı hücre kolonunun yüksekliği, toplam kan kolonunun bir yüzdesi olarak ölçülür. Kırmızı hücrelerin kolonu ne kadar yüksekse, hematokrit de o kadar yüksek olur.

Yaygın olarak hematokrit, dolaylı olarak otomatik bir kan hücresi sayacı ile ölçülür. Farklı ölçüm prensipleri kullanıldığında farklı sonuçların alınabileceğini bilmek önemlidir. Örneğin, mikrohematokrit tüp yöntemi, anormal şekle sahip kırmızı kan hücrelerinin mevcut olması durumunda, hücreler arasında daha fazla plazma tutulduğu için elektronik yöntemlerden biraz daha yüksek sonuçlar verecektir.

Hematokrit ölçümü neden yapılır?

Hematokrit ölçümü neden yapılır?

Hematokrit, tam kan sayımının bir unsuru olarak ölçümlenebilir.

Aşağıda belirtilen koşullar dahilinde düzenli aralıkla tekrarlanması ve değerlendirilmesi gerekir:

  • Anemi tanısı,
  • Anemi tedavisi,
  • Dehidrasyon geri kazanımı,
  • Kanamanın şiddetinin kontrol edilmesi
  • Polisiteminin (kırmızı kan hücrelerinde artış) izlenmesi.

Hematokrit düşüklüğü ne anlama gelir?

Düşük bir hematokrit seviyesi, kan dolaşımındaki kırmızı kan hücreleri miktarının düşük olduğunu yansıtır. Ayrıca, oksijen taşıma kapasitesinde veya aşırı hidrasyonda meydana gelen düşüşün göstergesidir. Düşük hematokrit düzeyine neden olabilecek faktörler şöyledir:

  • Anemi,
  • İç veya dış kanama,
  • Kronik böbrek yetmezliği komplikasyonu,
  • Böbrek hastalıkları,
  • B12 vitamini eksikliği,
  • Hemoliz,
  • Otoimmün hastalıkları,
  • Kemik iliği bozukluklarında düşük bir hematokrit bulunabilir.

Düşük hematokrit değerlerine yol açan koşullar, hematokritin sürekli ölçümlerini ve transfüzyonlarla ilgili hızlı kararları gerektirir. Eğer hematokrit akut bir kanamadan hemen sonra ölçülürse, kan dolaşımındaki sıvı kayması ile azalan kan hacmi düzeltilinceye dek değer normal olacaktır.

Hematokrit yüksekliği ne anlama gelir?

Yüksek hematokrit, eritrosit sayısındaki mutlak artışı veya plazma hacmindeki azalmayı yansıtabilir. Hematokrit değerlerinin yükselmesine neden olabilecek etkenler şunlardır:

  • Ciddi yanıklar ve aşırı ishal sebebiyle olabilecek şiddetli dehidrasyon,
  • Aşırı kırmızı kan hücresi üretimi (eritrositoz),
  • Kan hücrelerinin anormal artışı (polisitemi vera),
  • Kalıtsal bir demir metabolizması bozukluğu (hemokromatoz).

Yüksek hematokrit, aynı zamanda kırmızı kan hücrelerinin üretimini uyaran aşırı miktarda dışsal eritropoitin (EPO) alımının bir göstergesi olarak kabul edilebilir. Özellikle sporcular, EPO ile oksijen taşıma kapasitesini artırarak performanslarını yapay olarak iyileştirebilmektedir.

Yenidoğanlarda ve özellikle prematüre bebeklerde yüksek hematokrit değerleri yaygındır. Bebeklerin hematokriti, erişkin hematokrit seviyesinin yaklaşık üç katıdır.

Hamilelikte hematokrit seviyesi önemli midir?

Kırmızı kan hücrelerinin sayısı, genel sağlık durunun bir göstergesidir. Bu nedenle, hamilelik döneminde dikkat edilmesi gereken bir husustur.

Gebelikte, kırmızı kan hücresi oranla plazma hacmindeki orantısız artış nedeniyle fizyolojik anemi oluştuğu bilinmektedir. Kan hacmindeki bu artış, fetüs ve plasentayı beslemek için gereklidir. Plazma hacmi, 6 haftalık gebelik döneminde artar ve hamilelik öncesine göre %30-50 oranında yükselir. Bunun aksine kırmızı kan hücreleri yalnızca %20-30 oranında artar. Böylece daha yüksek kırmızı hücre hacmine rağmen, hematokrit düzeyi hamilelik sırasında düşecek ve anemiye neden olacaktır.

Hematokrit hamilelikte tedavi edilebilir mi?

Hamilelikte oluşan anemi, sürekli olmayan fakat yönetilmesi gereken bir durumdur. Hamile kadınların; temel kayıplarını karşılamak, kırmızı kan hücrelerinin kütlelerini arttırmak ve fetoplasental ünitenin taleplerini karşılamak için demir takviyesine ihtiyaçları vardır.

Hamilelikte demir eksikliğinin düzeltilmesi, uygun beslenme programı ve oral demir takviyesi gerektirmektedir. Günlük demir takviyesi uygun dozajlarda alınmalı ve doğum sonrası 6 aya kadar devam etmelidir. Oral takviyenin yeterli olmaması halinde parenteral demir gerekir. Parenteral demir, kas veya damar içerisine enjekte edilerek uygulanır. Bu yöntemin dezavantajı kas ve eklem ağrıları, enjeksiyon apseleridir.

Yorumlar

Bir yorum yazınız