ROSI Tekniği Nedir, Kimlere Yapılır?
RANDEVU TALEP ET

ONLINE RANDEVU

*Saat 19.00’ dan sonraki online randevu talepleriniz için tarafınıza saat 09.00’ dan sonra geri dönüş yapılacaktır.

 

Randevu İçin Hemen Arayın!

ROSI Tekniği Nedir, Kimlere Yapılır?

ROSI Tekniği Nedir, Kimlere Yapılır?

Doğal yöntemlerle bebek sahibi olamayan kişiler için birçok tıbbi yöntem geliştirilmiştir. Fakat hiçbir yöntemin başarı oranı yüzde yüz değildir. Geçmiş yıllarda kısıtlı sayıda yardımcı üreme teknikleri mevcut iken, günümüzde neredeyse her kısırlık problemine uygun olan bir prosedür bulunmaktadır.

Erkek faktörü nedeniyle oluşan kısırlık vakalarının en yaygın sebebi, spermlerdir. Yeterli sayıda ve kalitede spermlerin olmaması halinde, gebeliğin oluşma ihtimali de olmayacaktır. ROSI tekniği, yumurta hücresini dölleyebilecek nitelikte spermin bulunamaması durumunda da bireyleri bebek sahibi yapmak için geliştirilmiş önemli prosedürlerden biridir. Oldukça yakın zamanda geliştirilmiş bir teknik olan ROSI tekniği nedir, kimlere yapılır ve nasıl uygulanır gibi tüm sorular; yardımcı üreme tekniklerine başvuracak çiftler için merak konusudur.

ROSI tekniği nedir?

Açılımı Round Spermatid Enjeksiyonu olan ROSI, ejakülattan elde edilen olgun sperm öncüllerinin doğrudan yumurta hücrelerine enjekte edildiği erkek kısırlığının tedavisi için kullanılabilen yeni bir tüp bebek tedavisi yöntemidir. Ejakülatta sperm bulunmama durumu olan azospermi problemine maruz kalan erkekler için geliştirilmiştir.

ROSI, olgunlaşmış sperm formlarının mikroenjeksiyon (ICSI) için tanımlanamaması nedeniyle önerilen bir tedavi yöntemidir. Günümüzde ROSI, şimdiye kadar erkek kısırlık tedavilerinde devrim yaratan mikroenjeksiyon ile karşılaştırılabilir durumdadır.

Detaylarıyla anlattık: Mikroenjeksiyon (ICSI) Nedir, Tüp Bebek Arasındaki Farkı Nedir?

ROSI tekniği nasıl geliştirilmiştir?

ROSI, spermatit olarak adlandırılan tam olarak gelişmemiş olan sperm hücrelerinin fiziksel olarak çıkarılmasını ve onları doğrudan bir yumurtaya enjekte edilmesini hedefleyen tekniktir.

Bu yöntemin temelleri ilk olarak 1990’lı yıllarda atılmıştır. Ancak tıbbi imkanlar dolayısıyla çoğu uygulamada düşük başarı oranları elde edilmiş ve bu teknikle doğan bebeklerin fiziksel ya da zihinsel engelli olabileceği ihtimalinden dolayı detaylı araştırmalar yapılamamıştır. Yaklaşık yirmi yıl sonrasında yeniden ROSI tekniği üzerinde çalışılmıştır.

Geçmiş dönemde prosedürde karşılaşılan en zorlu etken, vücudun içindeki spermatitleri bulmaktı. Geliştirilen yöntemlerle birlikte araştırmacılar, hücrelerin %76’sını toplayabilen ve onları elektrikle uyarılmış yumurtalara enjekte etmelerini sağlayan bilgisayar destekli tanımlama tekniklerini kullandılar. Döllenen yumurtalar kadının rahmine transfer edildikten sonra 2011 ile 2014 yılları arasında 14 kez başarılı sonuç elde edilmiştir. Bu başarı oranı, hiçbir yöntemle gebelik sağlanamayan çiftler için önemli bir rakamdır.

ROSI tekniği kimlere yapılır?

Azospermi, erkekten alınan semen sıvısında oldukça az miktarda spermin olması veya hiçbir spermin bulunmaması durumudur. Azospermi teşhisi konulan birçok erkekte sperm üretiminde herhangi bir sorun mevcut olmamasına rağmen, spermi taşıyan kanallarda meydana gelen tıkanıklar nedeniyle spermler vücut dışına çıkarılamamaktadır. Azospermi olan erkeklerin doğal yöntemlerle bebek sahibi olabilmeleri mümkün değildir. Bunun için en yaygın kullanılan tedavi yöntemi; mikro TESE gibi cerrahi tekniklerle spermlerin testisten toplanması, mikroenjeksiyon ile döllendirilmesi ve embriyonun kadının rahimine transfer edilmesidir. Oldukça zorlu ve aşamalı ilerleyen bu prosedürler sonucunda başarısız olma olasılığının var olduğu bilinmektedir.

ROSI tekniği, azospermili erkekler için geliştirilmiş bir uygulamadır. Cerrahi yöntemlerle spermlerin toplanmasından sonra, olgun olmayan spermlerin dahi yumurta hücreleri ile döllendirilmesi hedeflenmektedir.

Bu içeriğimize bakmanızda fayda var: Azospermi Nedir, Tedavisi Var mı?

ROSI tekniği nasıl uygulanır?

Sperm hücrelerinin üretimi, testislerdeki seminifer tübüllerinde gerçekleşir ve bu işlem spermatogenez olarak bilinir. Bu işlemin sonunda, bir germ hücresi insan vücudunda 62 ile 75 gün boyunca hayatta kalabilecek 4 olgun sperm hücresi üretir. Spermatitler, sekonder spermatoksitlerden gelişir. Normal bir kromozom setine sahiptir ve bu durum yardımcı tekniklerle olgun bir yumurtanın döllenmesine yol açabileceği anlamına gelmektedir. Olgunlaşmamış hücreler olmalarına rağmen,  ejakülat veya testislerden alınan numunelerde olgun sperm bulunmadığında yardımcı üreme teknikleri kullanılarak gebelik sağlanabilir.

Spermatitler, olgunlaşmamış erkek üreme hücreleridir. Küresel şekildedir ve 23 adet eşleşmemiş kromozom içerir. Spermatidler haploid hücreler olarak bilinir. Bunun nedeni, henüz bir kuyruk veya olgun sperm hücrelerinin diğer önemli özelliklerini içermemeleridir.

Spermatitlerin kullanılma nedeni, ejakülatta hiçbir olgun spermin bulunmaması ve erkeğin tıkanıklığa bağlı azospermi problemi yaşamasıdır. Sperm üretiminde meydana gelen sorunlar nedeniyle oluşan azospermide testis biyopsisinden sonra spermatozoa veya spermatit toplamak mümkün olamayacağı için hiçbir yöntem başarılı olamayacaktır.

Erkeklerde ilerleyen yaş, dengesiz beslenme, zararlı alışkanlıklar, aşırı kilo, uyku düzensizlikleri, stres gibi birçok faktör; spermlerin üreme yeteneği üzerinde olumsuz etkilere neden olmaktadır. Bu tür durumlarda spermlerde bulunan reaktif oksijen türleri artar ve spermin sahip olduğu DNA’da bozulmalar meydana getirir. Mikroenjeksiyon veya tüp bebek tedavisinde başarılı sonuca ulaşabilmek için sperm seçimi önemlidir ve ROSI tekniği de bu nedenle uygulanmaktadır. Olgunlaşmamış sperm öncülleri, kadından elde edilen yumurta hücrelerine enjekte edilir ve böylece destekli bir döllenme sağlanır.

ROSI tekniği başarılı mıdır?

ROSI tekniğinde olgunlaşmamış sperm hücreleri kullanılır, bu nedenle hücrelerin bir yumurta hücresini dölleyebilme kabiliyeti düşüktür. Tipik olarak düşük gebelik oranlarına neden olduğu için, hiçbir yöntemin yararlı olmadığı durumlarda kullanılması tavsiye edilir.

ROSI prosedürünün geliştirildiği ilk yıllardan itibaren bazı bilim adamları tarafından ortaya atılan, birtakım riskli durumların mevcut olabileceği ihtimali de göz önünde bulundurulmalıdır. Bozulmuş oosit aktivasyonu, embriyonik sentrozom üzerindeki potansiyel yan etkiler ve bebeklerde meydana gelebilecek ciddi genetik bozukluklar; bu prosedür üzerinde tartışılmakta olan konulardır. ROSI tekniği kullanılarak oluşturulan gebeliklerde herhangi bir fiziksel ya da zihinsel bozukluk görülmemiştir, fakat aday olan hastaların prosedürün sınırlamaları ve potansiyel riskleri hakkında açıkça bilgi sahibi olmaları gerekmektedir.

Yorumlar

Bir yorum yazınız